"bulut atlas" ı nam filmi hızırın yoğun baskısı ve onulmaz işsiz güçsüzlüğümüz neticesinde izledik sonunda...
holivüd'lü kardeşlerimizin "anarşizm" olgusu üzerine düşünceleri nedir, görelim bakalım, dedik.
george orwell amcanın 1984'ünden fırlamış bir "fütur" da koreli güzel klonumuz, neden bunca önem taşıdığını anlamadığım bir hallerde...
kölelik her çağda evet, evet her çağda farklı bir boyutta, şekilde ve farklı ırklar üzerinde sürdürülmüş, kölelik; insanlığın sado-mazo, hafife alırsak eğer "bencil" genlerinin bir ürünü, evet...
isyanlar ise kaçınılmaz olmalı, ayaklar baş, başlar ayak olmalı ve ne sandınız, yeni köleleler yaratılmalı!
ama her şey sandığımız gibi karmaşık değil bu filmde: "kopuk!"
3 saatlik bir süreçte beynimde şimşeklerin çakması için bekledim durdum. bir serim, bir düğüm varsa çözüm de vardır, dedim. ancak anlatılmak isteneni tam manasıyla ortaya koyamamak nedeniyle "anlamsızlaştırmak?" bu nedir bayım?!
şeytanlar, sonlu tanrılar.kadim insanın ne aradığı tam olarak anlaşılamayan kadim bir tapınak (alamut'a selam mı var burada acaba? saklı bir cennet, ölümlü bir tanrı? ) altınları için öldürülmek istenen avukat ki eşi ile birlikte bir köleliğe başkaldırıyor en nihayetinde, yeteneğinden mütevellit ibneliği mevzu bahis eylenip köleleştirilmek istenen bestekar (bence en güzel isyanı çeken o) nükleer santraller üzerindeki çıkar ilişkilerine bile değinmiş hasbalarım. anarşizmi batman'le, v for vendetta ile, hadi bakalım şimdi de "cloud atlas" ile kendine mal etmek, bunu da içi boşalmış medyatik öğelere dönüştürmek bu dünyada bir amerikanlara, bir de biz türklere özgüdür herhalde. iki ergen millet, binlerce "v for vendetta" maskeli facebook profil fotoğrafı.
ne diyeyim sonuç olarak; bu film benim "başkaldırı" filmim mi oldu diyeyim? hadi gönlünüz kırılmasın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder