var mı bir delilik bünyede yoksa bu "deliye vurma" hikayesine çok mu kaptırdım kendimi?
"zoraki delilik de iyi değil"
"kendini bu kadar yaftalama" diyor bazen.
"gözlerinden öperim bir tanem, senin istediğin kolay şey" demeyi dilerdim ama pof!
tren raydan çıkmış ruh dengem itibari ile...
18 Ocak 2010 Pazartesi
10 Ocak 2010 Pazar
yollar hiç bitmiyor alacânım.
birer tonluk yürek ağırlıkları da öyle.
ve ne zaman sonumu dilesem, onu bile beceremeyecek denli korkak oluşumla yüzleşip kendimden daha da tiksinir oluyorum.
...
zamanımız sınırlı alacânım.
sözde sana yüreğimi açacak cesareti bulacaktım.
gördüğüm ben seni yüz yıl kadar ötelerden berilerden bulamayacağım.
....
seni sokaklardan
seni yol ayrımlarında toplamak istiyorum
o meşhur arafından artık cennete, durgunluğa ulaşıver diliyorum.
....
ah be Âlâcanım, zırvalarım da sana yaparken mubah.
ben sana ne zaman ne yapacak olursam -ki hep saçmalayadururken o civarda- mubah olacak.
bunu da ben mi iddia ediyorum?
kehanetim acizliğimden ileri gelir ve onu küçümseme der "hakikatçi"
onu küçümseme.
o zaman gördüğün herşeyi unut ve şimdi:
"alacanım indi mi göğsüne heves?
hangi duvarın halısında
gördün, bildin, vurdun beni
kaç ormandan geçti
içinde kaybolduğumuz o büyük takip
içimizde bunca gurbet dururken
yol ettik uzaktaki sılayı
şimdi burdayız
kanlar içinde
indi mi göğsüne heves?"
birer tonluk yürek ağırlıkları da öyle.
ve ne zaman sonumu dilesem, onu bile beceremeyecek denli korkak oluşumla yüzleşip kendimden daha da tiksinir oluyorum.
...
zamanımız sınırlı alacânım.
sözde sana yüreğimi açacak cesareti bulacaktım.
gördüğüm ben seni yüz yıl kadar ötelerden berilerden bulamayacağım.
....
seni sokaklardan
seni yol ayrımlarında toplamak istiyorum
o meşhur arafından artık cennete, durgunluğa ulaşıver diliyorum.
....
ah be Âlâcanım, zırvalarım da sana yaparken mubah.
ben sana ne zaman ne yapacak olursam -ki hep saçmalayadururken o civarda- mubah olacak.
bunu da ben mi iddia ediyorum?
kehanetim acizliğimden ileri gelir ve onu küçümseme der "hakikatçi"
onu küçümseme.
o zaman gördüğün herşeyi unut ve şimdi:
"alacanım indi mi göğsüne heves?
hangi duvarın halısında
gördün, bildin, vurdun beni
kaç ormandan geçti
içinde kaybolduğumuz o büyük takip
içimizde bunca gurbet dururken
yol ettik uzaktaki sılayı
şimdi burdayız
kanlar içinde
indi mi göğsüne heves?"
1 Ocak 2010 Cuma
"çalın oyniyim gönderin gelsin"
sanrılarım var aplalarım. yığın yığın saçmalıklarım.
"şanssız mıydık..."
off bir cemal süreya yazacaktım ya, öyle çok üşendim ki.
bana hep çok sevgili bir arkadaşımı hatırlatan ağzında sigarası cemal süreya. aynı ehl-i keyf bakışları , aynı kadın düşkünlüğü. sonrası fasa fiso çocuum, öykünerek sevdiğin şairi bir gün bir gün bir gün...
sanrılarım var aplalarım. yığın yığın saçmalıklarım.
"şanssız mıydık..."
off bir cemal süreya yazacaktım ya, öyle çok üşendim ki.
bana hep çok sevgili bir arkadaşımı hatırlatan ağzında sigarası cemal süreya. aynı ehl-i keyf bakışları , aynı kadın düşkünlüğü. sonrası fasa fiso çocuum, öykünerek sevdiğin şairi bir gün bir gün bir gün...
yeni yıl felan
"yabanım,sevgilim,esmerim,sebebim
bir gün bir kış masalında sevip yitirdiğim
şimdi artık korkudan şarkılar mırıldanan
öpüşünle yaralı bir kız çocuğuyum ben..."
bu yılbaşı bana böyle şarkılar, böyle filmler vs islendirdi hep.
"coffee and cigarettes" i izledim.
"cup of coffee", "one more cup of coffee" dinledim...
içime dışarda yağan beyaz kar kadar güzide hiç bir şey gelmiyor son zamanlarda. ha keza o yağan kar kadar çok tasa yükleniyor, olmadığı da görülmemiş ya!
20 yaşımı devirdim devireli ne doğum günlerimden zevk alır oldum, ne de yılbaşlarından. aksine yaşlı, huzursuz hatunlar gibi içime manasız bir gam yükü oturuyor ki o kadar olur. orta yaşımı düşünemiyorum ben, yaşlılığım mı? ona dek kalmayayım ben, "genç öl, cesedin yakışıklı olsun" misal...
murat uyurkulak okumak, yıldırım türker şiirleri sevmek, gülten akın'la ağlamak istiyorum.
arada oğuz atay özlüyorum, tomris uyarlı, murathan munganlı -bilmiyorum ne alakası var?- bir istanbul diliyorum. sanırım yavaş yavaş deliriyorum.
bir gün bir kış masalında sevip yitirdiğim
şimdi artık korkudan şarkılar mırıldanan
öpüşünle yaralı bir kız çocuğuyum ben..."
bu yılbaşı bana böyle şarkılar, böyle filmler vs islendirdi hep.
"coffee and cigarettes" i izledim.
"cup of coffee", "one more cup of coffee" dinledim...
içime dışarda yağan beyaz kar kadar güzide hiç bir şey gelmiyor son zamanlarda. ha keza o yağan kar kadar çok tasa yükleniyor, olmadığı da görülmemiş ya!
20 yaşımı devirdim devireli ne doğum günlerimden zevk alır oldum, ne de yılbaşlarından. aksine yaşlı, huzursuz hatunlar gibi içime manasız bir gam yükü oturuyor ki o kadar olur. orta yaşımı düşünemiyorum ben, yaşlılığım mı? ona dek kalmayayım ben, "genç öl, cesedin yakışıklı olsun" misal...
murat uyurkulak okumak, yıldırım türker şiirleri sevmek, gülten akın'la ağlamak istiyorum.
arada oğuz atay özlüyorum, tomris uyarlı, murathan munganlı -bilmiyorum ne alakası var?- bir istanbul diliyorum. sanırım yavaş yavaş deliriyorum.
Etiketler:
cup of coffee,
kış masalı,
one more cup of coffee,
sessiz yılbaşı,
yıldırım türker
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)