"yabanım,sevgilim,esmerim,sebebim
bir gün bir kış masalında sevip yitirdiğim
şimdi artık korkudan şarkılar mırıldanan
öpüşünle yaralı bir kız çocuğuyum ben..."
bu yılbaşı bana böyle şarkılar, böyle filmler vs islendirdi hep.
"coffee and cigarettes" i izledim.
"cup of coffee", "one more cup of coffee" dinledim...
içime dışarda yağan beyaz kar kadar güzide hiç bir şey gelmiyor son zamanlarda. ha keza o yağan kar kadar çok tasa yükleniyor, olmadığı da görülmemiş ya!
20 yaşımı devirdim devireli ne doğum günlerimden zevk alır oldum, ne de yılbaşlarından. aksine yaşlı, huzursuz hatunlar gibi içime manasız bir gam yükü oturuyor ki o kadar olur. orta yaşımı düşünemiyorum ben, yaşlılığım mı? ona dek kalmayayım ben, "genç öl, cesedin yakışıklı olsun" misal...
murat uyurkulak okumak, yıldırım türker şiirleri sevmek, gülten akın'la ağlamak istiyorum.
arada oğuz atay özlüyorum, tomris uyarlı, murathan munganlı -bilmiyorum ne alakası var?- bir istanbul diliyorum. sanırım yavaş yavaş deliriyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder