minik kuzumun yanından döndüm bugün. onu orada, anneme dahi emanet etmek zor geldi bana. pazartesi yeniden gidicem hastaneye, onsuz bu ev zaten çekilmiyor.
hastaneler zor demiştim ya, fizik tedavi rehabilitasyon hastanesi biraz daha farklı bir zorluk barındırıyor. insan yaşamının nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu, her an bir "engelli" olabilme ihtimali içinde yaşadığını insanın gözüne gözüne sokuyor.
bücürüküm iş-uğraş ünitesindeyken genç bir kız geldi çalışmaya. 20 yaşlarında, dünyalar güzeli bu genç kız tekerlekli sandalye ile gelmişti. fizyoterapisti ile olan konuşmalarını duydum sonra, neden bilmiyorum ama hiç aklımdan çıkmıyor bu cümle, ona bu durumu hiç yakıştıramadım, ona hep şifayı dilerdim oysa:
"tatlım ellerimizi güçlendirmemiz gerekiyor. transfer için ellerinin çok kuvvetli olması gerekiyor"
tekerlekli sandalye ile yaşamayı öğrenmesi gerekiyordu anlaşılan. onun üzerinde yatağına, onun üzerinden koltuğa, onun üzerinden klozete... transfer olmayı öğrenmesi gerekiyordu.
dediğim gibi 20 yaşlarında dünyalar güzeli bir genç kızdı ve ankara genç kızlar için, sonsuza koşulan sokaklar demekti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder